XOXO The Book
XOXO The Mag

Timur Bozca

"Nasıl istiyorsam, nasıl farklılaşacaksam o şekilde tasarlıyorum. Elbette uymam gereken regülasyonlar var ama olabildiğince esnek davranmayı tercih ediyorum."

Timur Bozca, hayata dair içinde barındırdığı cesareti, tasarladığı otomobil ve yatlarda açıkça belli ediyor. Araçların ya da tanımların değil, tasarımın sunduğu sınırsızlığın peşinde. IWC Originals serisinde bu ay, Milano’da yaşayan Bozca ile İstanbul’da buluştuk ve tasarımlarının sahip olduğu hız ve keskinlikten uzak, sakin bir sohbete koyulduk. 

Röportaj: Bahar Türkay

Fotoğraflar: Gökhan Polat

Timur Bozca’yı kolunda

IWC Big Pilot’s Watch ile fotoğrafladık.

Bruce Weber ilhamıyla. 

Timur Bey, tasarladığınız şeylerin orijinal olması sizin için bir gereklilik mi, yoksa bir ihtiyaca veya yeni eğilimlere hizmet etmesi yeterli mi?

İnsan, teknoloji ve özgün tasarım, işlerimin temelinde yer alıyor. Ne tasarladığım fark etmez, şarap şişesi de olsa, tekne de olsa, helikopter de olsa hepsinin orijinal olması gerekiyor.

Tasarım yaparken kendinize sınırlar koyar mısınız?

Sınırlanmak hoşuma gitmiyor. Çoğu araç tasarımında, özellikle de yat tasarımında çok fazla sınırlama var. Ben özellikle kendime sınır koymamaya çalışıyorum. Nasıl istiyorsam, nasıl farklılaşacaksam o şekilde tasarlıyorum. Elbette uymam gereken regülasyonlar var ama olabildiğince esnek davranmayı tercih ediyorum.

Kendi tasarladığınız araçları kullandığınızda ne hissediyorsunuz?

Bu muhteşem bir duygu. Hayal ediyorsunuz, yaratıyorsunuz ve ona dokunuyorsunuz... Şu anda kullandığım motor da kendi tasarımım. 

Şimdinin ve geleceğin klasikleri olabilecek bir duruşa sahip tasarımlar yapıyorsunuz. Klasik çizgiler tasarlamak ve yenilikçiliğin peşinde olmak iki uç sanki. Bu uçlar nerede birleşiyor? 

Ne kadar isteseniz de çok fazla uçamıyorsunuz. Zira bu doğal olmaz. Yenilikçi araç tasarımlarına bakarsanız, hepsi çoklu kullanıma ve işleve hitap edecek şekilde yapılıyor. Gelecekte, bir yat sadece yat olmayacak, denizaltına da dönüşebilecek veya bazı araçlar yalnızca karada değil, denizde de gidebilecek. Ancak bunlar için henüz biraz erken. Tasarladığım araçlar şu anda daha ziyade yakın geleceğe hitap ediyor. O anlamda da klasik olarak değerlendiriliyor olabilir.

Detayların ve mükemmelliğin sizin için bu kadar önemli olmasının arkasında ne var?

Bana göre herhangi bir nesneyi mükemmelleştiren şey detaylardır. Bu yüzden, detaylar olmadan mükemmellik olmaz, mükemmellik olmadan da tasarım olmaz. 

Mesleki kıskançlıklarınız var mı? 

Yok.

Geçtiğimiz yıl Oceanco sponsorluğunda 2015 yılının Genç Tasarımcı Ödülü’nü kazandınız. Bunun sizin ve mesleğiniz için nasıl bir etkisi var?

Katıldığım ilk yarışmaydı. İletişim ağı anlamında bana kazandırdıkları çok. Sonrasında iki yarışmaya daha katıldım ve birinci oldum. Bundan sonra yarışmalara sık sık katılacağım.

Black Swan Superyacht, Cauta, Xema, Isurus... Bu adları nasıl seçiyorsunuz?

Çocukluğumdan beri doğaya karşı bir merakım ve verimli tasarıma karşı saplantım var. Genellikle ilham kaynaklarım doğal hayat ve hayvanlar. Projelerime de esinlendiğim hayvanların isimlerini veriyorum. Örneğin Isurus, çizgilerini ve adını dünyanın en hızlı köpekbalığı olan Mako’nun latince isminden alıyor. Kuşkusuz, doğa, var olan en etkili tasarımcı. O, milyonlarca yıllık evrim boyunca en sofistike ve verimli tasarım çözümlerini buldu. 

Tasarımın lüks ile ilişkisinin kalbinde olan bir tasarımcısınız. Bu ilişkinin meşruiyeti ne noktada duruyor? 

İyi ve konforlu bir tasarım ortaya çıkaracaksak, ve bu aynı zamanda, kullanan kişinin de hissedeceği bir güç barındıracaksa, lüks söz konusu oluyor. Ben tasarım ve lüksü bu noktada buluşturuyorum.

İyi tasarımı nasıl tarif edersiniz peki? 

Günümüzdeki tasarımcıların çoğu, klasik çizgiden çıkmadan, ufak değişikliklerle eserlerini tamamlıyorlar. Ancak iyi tasarım estetiğin, çözüm ve farklılıkla buluşmasıdır. Bütün tasarımlarımda farklılık yaratmak benim için çok önemli. Bana göre, gerçek bir tasarımcı olmak, yeni bir form, özellik, bakış açısı yaratabilmektir.

Tasarladığınız araçları hız kavramından bağımsız düşünmek pek mümkün değil. Zamanla bir yarış içinde misiniz? 

Kesinlikle. Hep daha fazla zamana ihtiyacım var. Zaman bana hiç yetmiyor.

Sabahından başlayarak bugün için başka bir senaryo yazmanızı istesek... Nasıl bir gün?

Bu aralar çok yoruluyorum, tek başıma yelkenliyle açılıp kafa dinlerdim. 

Kolunuzdaki IWC sizi nasıl bir ruh haline büründürdü? 

Aksesuar olarak neredeyse yalnızca saat kullanıyorum, saatim stilimin vazgeçilmez tamamlayıcısı. Kolumdaki Big Pilot’s Watch da bana bugün kendimi rahat ve zinde hissettirdi.

Monday Syndrome
Devamı Geldi