XOXO The Book
XOXO The Mag

The Mistress of Ceremonies

“21. yüzyıl, 70’ler ve beraberindeki seksüel liberasyonla kıyaslandığında, gerileme dönemi içerisine girdiğimiz apaçık görülüyor.” diye anlatıyor, Catherine Robbe-Grillet.

Geçtiğimiz aylarda, Protocinema'nın sunduğu Dîner Noire’a katılması vesilesiyle, Catherine Robbe-Grillet’yle özgürleşmeye uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Oyunculuk, yazarlık ve yorumculukla ilgili olarak, kendinizi hangi role daha yakın görüyorsunuz? Dîner Noire’da hangisi ağır basıyor?

“Gerçek Catherine Robbe-Grillet” bütün bu yönleri kapsıyor; hiçbiri ötekinden daha gerçek değil, hepsi benim hakiki taraflarım. Aynı derecede yazar, oyuncu, yönetmen ve “Mistress of Ceremonies”im. Dîner Noir süresince de tüm bunlara büründüm.

Çalışmanızın feminizme katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Öyle olmasını fazlasıyla ümit ediyorum!

BDSM, yıllar içerisinde toplumsal bilincin içerisine yavaşça yerleşti, özellikle popüler kültür ve moda aracılığıyla. Bunun pozitif olduğuna inanıyor musunuz?

İlk bakışta pozitif gibi gözükebiliyor, ancak kişi daha derine indiğinde, erotizmin doğasının en başından beri yalnızca azıcık değiştiğini fark edecektir. Ama yetersiz zaman beni yüzeysel bir cevaba yönlendiriyor. Bu ilginç ve değerli soruya burada kısa bir cevap vermek zorunda kaldığım için çok üzgünüm.

Dîner Noire ve The Library Is on Fire çok fazla katman ve farklı deneyim yolları sunuyor. Bu sırada kontrol sahibi olmak istiyor musunz? İzleyiciyle iletişim kurmak istediğiniz yoldaki temel fikirler neler?

Kontrol istemiyoruz; kesinlikle çalışmayı anlamlandırdıkları yönü kontrol etmek istemiyoruz! Bizce önemli olan tam da herkesin farklı bir bakış açısıyla ayrılması, deneyimler sonucu ortaya çıkan farklı algılar, ki bunlar da gayet tatmin edici. Doğruyu söylemek gerekirse, törene katılanların geri bildirimlerini duymak için büyük bir heyecanla sabırsızlanıyoruz. Bu geri bildirim umarım yeni bir kreatif çalışmanın tabanı olacak.

Dünyanın yeni milenyumda, bazı yönleriyle daha muhafazakar ve daha az hoşgörülü olduğu görüşüne katılıyor musunuz? Ya da kazanılan sosyal değişikliklerin kaybolduğunu hissediyor musunuz? Çalışmalarınızda toplumsal ilişkilere sıkça rastladığımızı düşünecek olursak, çalışmalarınızda politikanın önemini nasıl tanımlarsınız?

Dünyanın geri kalanındaki sosyal değişimlerle alakalı fikir verebileceğim bir yetkiye sahip değilim. İhtiyaç halinde sadece Fransa’da olup bitenlerle alakalı fikirlerimi sunabilirim. Sinema veya edebiyat gibi alanlardaki avangard akımların geçmişte kaldığını belirtebilirim. Fakat bu harikulade toplumsal akımların kendi çalışmalarım üzerinde etki bıraktığına pek inanmıyorum.

Fransa hep ileriye baktığı liberal gelenekleriyle tanındı, bu durumun 21. yüzyıl Fransa’sı için de geçerli olduğunu düşünüyor musunuz?

21. yüzyıl zar zor başladı, o yüzden böylesi baştayken, bu konuda yorum yapmak oldukça zor. Ama 21. yüzyıl, 70’ler ve beraberindeki seksüel liberasyonla kıyaslandığında, gerileme dönemi içerisine girdiğimiz apaçık görülüyor.

Dünyada bir şeyi değiştirebilseydiniz, bu ne olurdu ve çalışmanıza nasıl yansırdı?

Her şeyin tekdüzeleşmesi ve standartlaşması beni gerçekten rahatsız eden bir unsur. çin’de yükselen çok katlı binalarla, Brezilya’dakilerin veya Fransa’dakilerin tıpatıp aynı olması beni üzüyor. Eğer o modern binaların fotoğraflarında tag-line yoksa, o binalar dünyanın herhangi bir yerine ait olabilir.

Tags: Catherine Robbe-Grillet Söyleşi

Yazar: Mujde Metin
Stone Hot
SHOWstudio x adidas x Marina Abramovic