XOXO The Book
XOXO The Mag

Neslihan Demir Güler

"Sahada da, normal hayatımda da bir engelle karşılaştığımda, daima onun üstüne giderim."

 

Neslihan, Türkiye ve yurtdışı ölçeğinde voleybolun övgüyü en çok hak eden figürlerinden. Takımıyla iki kere üst üste Dünya Şampiyonluğu kazandı ve aynı süreçte yine üst üste Best Scorer oldu. 14 yaşından beri milli takım kamplarında geçen kariyerinin hikayesiyle, IWC The Code of Me serimizin ilk konuğu olarak karşınızda.

Fotoğraflar: Gökhan Polat

Neslihan Demir Güler, IWC Da Vinci Chronograph Edition “Laureus Sport for Good Foundation (IW393402) takıyor.

 

Karakterinizin bir kodu olsaydı, onu nasıl tanımlardınız, başka bir deyişle, sizi siz yapan nedir?

Pes etmemek diyebilirim. Sahada da, normal hayatımda da bir engelle karşılaştığımda, daima onun üstüne giderim.

Çok küçük yaştan beri voleybol oynuyorsunuz, 14 yaşından beri milli takım kamplarındasınız. Bu süreçte çocukluğunuzu yaşayamadığınızı hiç düşündünüz mü?

O yaştaki diğer çocukların yaşadığı çoğu şeyi yaşayamadım, ama daha farklı şeyler öğrendim. Küçük yaşta spor disiplininin öğrenilmesi, bu alandaki kariyerinize büyük fayda sağlıyor. Bu yüzden daha çok, yüksek tempolu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim.

Başarılarınızla voleybol tarihine adınızı yazdırdınız. Birçok sakatlık yaşadınız. Anne oldunuz. Türkiye’de tüm bunları bir kadın olarak omuzlamanın yarattığı sancılar oldu mu?

Şu an geldiğim noktaya kolay yollardan gelmedim. Sürekli olarak disiplinli bir şekilde çalışmam gerekti. Böylece voleybol kariyerim, özel hayatımla paralel bir şekilde gelişti. Örneğin bir sakatlık yaşadığımda ne işimi yapabiliyordum ne de günlük hayatta yaptığım çoğu şeyi. Anne olmak tabii farklı bir boyut. Zorlukları olduğu kadar zevkli yanları da var.

Demir Leydi lakabı nasıl oluştu? Sağ elinizi zamanında hiç kullanmadığınızı söylemiştiniz...

Her sol elini kullanan insan gibi ben de sağ elimi zamanında hiç kullanmadım. Ama sporda zamanla bu durumlar değişiyor. İki taraf da güç kazandıkça kullanmaya başlıyorsunuz. Lakabımın, bundan bağımsız olarak, aldığım sayılardan oluştuğunu düşünüyorum.

Hem bireysel anlamda hem de takım anlamında kazanamadığınız başarı kalmadı. Motivasyonunuzu hala nasıl sağlıyorsunuz?

Her zaman bir üst basamak daha vardır. Bir kere şampiyon olduysak diğer hedefimiz iki kere üst üste şampiyon olmak olabilir. Sahaya çıkarken her maçı kazanmak için çıkıyoruz. Motivasyonumuz her zaman yüksek.

Başarıda devamlılık kolaydır belki ama ya başarısızlıklarda nasıl bir hale bürünüyorsunuz?

Daha önce de dediğim gibi pes etmemeye çalışıyoruz. Aslında başarıda da devamlılık o kadar kolay değil. Artılarımızı eksilerimizi bilerek kendimizi sürekli olarak geliştiriyoruz.

Sakatlık dönemlerini atlatırken zamanın farklı ilerlediği söylenir. Bu dönemler sabır testleri gibidir. Siz de uzun süre sakatlıklar yaşadınız. Zihinsel olarak bunları atlatmak nasıl mümkün oldu?

Sakatlık yaşadığınızda tek amacınız bir an önce iyileşmek oluyor. Tabii o dönemde kaçırdığınız antrenmanlar da var. Tekrardan eski kuvvetinizi kazanmak kolay olmuyor. Ama özel hazırlanmış antrenman programlarına bağlı kalarak çalıştığınızda rahat bir şekilde zorlukları atlatabiliyorsunuz.

Yurtiçinde ve yurtdışında voleybol oynamış biri olarak, ikisi arasında nasıl bir kıyaslama yaparsınız; aradaki makas sizce nasıl kapandı?

Avrupa’daki ve Türkiye’deki voleybol takımlarının çalışma stilleri birbirine çok benziyor. Bu yüzden yurtdışına oynamaya gittiğimde çok zorluk yaşamadım. Kalite açısından bakarsak günümüzde en kaliteli voleybol ligi olarak Türkiye Ligi ve İtalya Ligi gösteriliyor. Son zamanlarda Türk takımları büyük başarılara imza attı. Yakın zamanda, takımım Eczacıbaşı VitrA ile iki kere üst üste Dünya Şampiyonluğu’nu kazandık. Ülkemizdeki genç oyuncular da çok üst seviyede. Bu başarıların devam edeceğine inanıyorum.

Kulüpler düzeyinde Eczacıbaşı ile gelecek planlarınız nasıl?

2010-2011 sezonundan beri Eczacıbaşı Spor Kulübü’ndeyim. Kulübümle beraber birçok başarıya imza attık. Her kupada aynı heyecanı yaşamaya devam ediyoruz. En son ikinci kez Dünya Şampiyonluğu’nu kazandık. Çok güzel bir duyguydu, bu başarıda emeğimizin olması da çok gurur verici. Sıradaki hedefimiz sezon sonu diğer kupalara da uzanmak.

Rio 2016’ya gidemediniz. O hayal kırıklığı dönemini anlatabilir misiniz?

Milli Takımımız için üzücü bir durum oldu. Türkiye’nin olimpiyatlar gibi büyük organizasyonlarda her zaman yer almasını isterim.

Peki Tokyo 2020 bir hedef olacak mı yoksa o zamana kadar voleybolu bırakmış mı olacaksınız?

Şimdiden bir şey söylemem çok zor, bunu bize zaman gösterecek. Gittiği yere kadar devam etmek istiyorum.

Sahadaki Demir Leydi Neslihan ile evdeki Neslihan arasında bakış açısı farklılıkları var mı? Profesyonel sporcuların sahada hep başka bir ruh haline büründükleri söylenir.

Sahaya çıkarken diğer bütün düşüncelerimizi, davranışlarımızı saha dışında bırakıyoruz. Maç esnasında sadece oyuna konsantre olmamız gerekiyor. Bu nedenle, bazı farklılıklar var diyebilirim.

Kolunuzdaki saat, IWC Laureus Sport for Good Foundation serisinin 11. saati ve anlamlı bir hikayesi var. IWC Laureus Sport for Good Foundation yeterli maddi imkanı olmayan çocukların spor yapmasına destek olan bir oluşum. IWC de, 2006’dan beri bu oluşuma destek veriyor. Bunu öğrenmek size kendinizi nasıl hissettirdi?

Bunun değerli bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu düşünüyorum. Desteğe ihtiyacı olan çocukların spora erişimine bir şekilde katkıda bulunduğunuzu bilmek çok güzel bir duygu.

Olimpiyat Oyunları açılış töreninde bayrak taşıdınız. O zamanki hislerinizi anlatabilir misiniz?

Çok değişik, onur verici bir andı. Ülkemi uluslararası alanda temsil etmekten her zaman gurur duyarım.

Yine o dönem Red Hot Chili Peppers grubunun basçısı Flea sizle ilgili tweet atmıştı. Bununla ilgili anekdotlar var mı?

Evet, o olayı ve yazılanları hatırlıyorum. Sosyal medya sayesinde artık insanların fikirleri başkalarına çok rahat ulaşabiliyor. 

Türk bir spor yıldızı olarak dünya ölçeğinde size bakış nasıl oldu bugüne kadar?

Farklı ülkelerden destek mesajları sürekli geliyor. Sadece beni değil oynadığımız oyunu beğenen birçok voleybol sever var.

 

13 Reasons Why
“Ben de Marka Kurabilirim”