XOXO The Book
XOXO The Mag

Mondrian’ın Yeni Evinde Bir Dönemin Öyküsü

Yalın ve evrensel bir dilin peşinde olan De Stijl sanat akımı, 100'üncü yılında kendisiyle en çok anılan ressam Piet Mondrian’ın yenilenmiş evinde yeniden hayat buluyor.

De Stijl sanat akımı hem yakın hem de evrensel bir dilin peşinde olmasıyla bilinir. Geometrik biçimler, yatay ve düşey hatlar, dik köşeler; mavi, sarı, kırmızıdan oluşan üç ana rengin yanı sıra ‘renksizler’, yani siyah, beyaz ve gri... 1917 yılında Hollanda’da ortaya çıkmış ve ilk cümledeki ilkeleri benimsemiş sanat akımı De Stijl neyin özleminden ya da ihtiyacından doğmuştu? Birinci Dünya Savaşı’nın neden olduğu kaos ortamından kaçış, nizam ve uyum arayışı mı? Kısmen. Aynı zamanda Art Deco süslemelerine bir tepki olarak doğan De Stijl, evrensel bir dil yakalama peşindeydi: yalın, sade, yeni dünya düzenine uygun ve modern. Akım, resim, mimari, endüstriyel tasarım, heykel gibi alanlarda ses buldu; ancak belki de en çok, öncülerinden ve en usta isimlerinden biri olan ressam Piet Mondrian’ın eserleriyle tanındı ve anıldı.

Renewed Mondrianhuis from tinker imagineers on Vimeo.

Mondrian’ın sanatsal arayışının izinde

Akımın doğuşunun 100’üncü yılında, Hollandalı mimarlık ofisi Tinker Imagineers, 40 kişiden oluşan deneyimli ekibiyle koyulduğu hummalı bir çalışmanın ardından, Mondrianhuis’in, diğer deyişle Mondrian’ın Evi’nin yenilenmiş yüzünü ziyaretçilere açtı. Ekibin, baştan aşağı yepyeni bir tasarımla ve multimedya konseptiyle donattığı ev, ressamın sanat hayatının farklı dönemlerini kapsamlı bir şekilde inceleme fırsatı sunuyor. İkonlaşmış çalışmaları, içinden geçtiği ruhsal dalgalanma ve dinginlik dönemleri, ilgi alanları, arkadaşları, Amsterdam, Paris, Londra ve son olarak New York hattında teker teker ele alınmış. Açılış, Mondrian külliyatına dair bir video yerleştirmesine ait; Stravinsky’den Boogie-Woogie’ye, sevdiği müzikler eşliğinde, ilk işleri olan renkli manzara resimlerinden kendisine ün kazandıran soyut dünyaya uzanan, ‘Mondrian sanatını kısaca tanıyalım’ minvalli bir video. Evin içindeki gezintinin ilerleyen aşamalarında ise siyah çizgileri terk edip, çalışmalarında yeni alanların keşfine düştüğü son dönem eserleri mercek altına alınıyor. Yine görsel ve işitsel dünyanın insanı içine çeken olanaklarıyla... Sanatçının New York’ta ‘yeni bir başlangıç’ yaptığı yılları anlatan bu bölümde yine sevdiği müzikler, şehrin kendine has temposu ve yaratıcılık serüveni bir araya geliyor.

Yeşiller, pembeler ve Mondrian mı? Ama nasıl olur?

Mondrian Evi’nin yeniden tasarımında usule uygun olarak, De Stijl akımından izler var elbette; ziyaretçileri karşılayan geniş, parlak, beyaz bir giriş örneğin. Ancak esas olarak ev, dev bir tuval gibi düşünülüp, yavaş yavaş (yani müze içinde ilerlendikçe) hayatından ve çalışmalarından örnekler ve ilhamlarla doldurulmuş. Dolayısıyla koyu yeşil ve pembeler, külliyatına dahil olan tüm renkler tasarımda kullanılarak, sanatçının ilk dönem eserlerine de selam durulmuş. 

Saatchi Gallery’de Selfie Sergisi
Hayvanlar Aleminin Mücevherleri