XOXO The Book
XOXO The Mag

Sinemada Renklerin Anlattığı Hikayeler

Uma Thurman neden sarı bir elbise giyer? Wes Anderson filmleri hangi Instagram filtresiyle elde edilir? Bir filmin okuması sadece renklerine bakarak yapılabilir mi?

Siyah beyaz filmler çağına pek yetişmemiş jenerasyonların üyeleri olarak, sinemanın sonsuz renk paletinin nimetlerinden en göz doyurucu şekilde faydalanmasını keyifle izledik ve izliyoruz. Artık elimizin altındaki hazır filtrelerle kendimizi portatif birer sanatçıya dönüştürdüğümüze inansak da, beyaz perdenin büyüsü bu teknolojilerden önce kalıcılığını garantilemiş durumda idi zaten. Günümüzde devam eden yaratıcılık, teknik ve bu yazının konusunu aldığı konsept, yani renk, sinemanın elinde tuttuğu en güçlü araçlardan. Ve hayır, bu yalnızca göze hoş gelen bir parametre değil. Çünkü YouTube’da ufuk açıcı videolar yayınlayan Channel Criswell kanalının Lewis Bond’unun 16 dakikalık video makalesinin sonunda Roger Deakins’den alıntıladığı gibi, “Rengin iyi görünmesini sağlamak kolaydır, ama onu hikayeye hizmet ettirmek zordur.”

Yani denilmeye çalışan o ki, renkler, her sahnede izleyiciye bir hikaye anlatır ve film sırasında bu ip yakalanabildiğinde, filmin çok daha doyurucu ve alışılmadık bir okuması yapılabilir. “Nasıl sergi gezilir?” gibi yer yer akla takılabilecek bir soru olan “Nasıl renge dikkat edilerek film izlenir?”in cevabını tane tane, tatmin edici, açıklayıcı ve örneklerle veren videoyla sizi baş başa bırakmadan önce temel noktalarına biraz değinilebilir.

Lewis Bond hazırladığı bu videoda, rengin her şeyden önce, izleyicinin zihinsel ve duygusal idrakına hitap ettiğini iddia ediyor. Renklerin ve ışığın bizde uyandırdığı temel duygular ve yaşattığı hisler gibi. Erich von Stronheim’ın siyah-beyaz başlayan ve devam eden 1924 yapımı Greed’inde önce yalnızca paralarda görünen altın rengi filtrenin film sonunda ekranda görünenlerin tamamına hakim olarak açgözlülüğü ve ana karakterin tükenmişliğini vurgulaması gibi metaforik hikaye anlatımları, rengin kullanımının, hele de bir amaca hizmet etmek için kullanımının ilk örneklerinden. Bunun dışında kırmızı, nefret/zulüm ya da tutku/aşk gibi çağrışımlarda sık karşılaşılan kullanımlardan. Kırmızı, Tarantino’nun Kill Bill’inde ilkine hizmet ederken, Wong Kar-wai’nin In The Mood For Love’ında aşkı simgeleyebiliyor. Star Wars’ta içgüdüsel olarak hangi kılıcın iyi tarafa ait olduğunu bilmemiz gibi psikolojik faktörler, rengin bilinçaltı etkilerini destekliyor.

Bond aynı zamanda rengin üç ana elementinden ve onların genel olarak yarattığı tondan da sıkça bahsediyor. Birkaç benzer tınılarda renklerden oluşan setlerin filtreleri altında yaratılan tonların ve dengelerin tüm filmin ruh haline ve havasına etkisi olduğu gibi, doğruluğu yadsınamaz çıkarımlara ulaşıyor. Tabii bunlardan bahsedince aklınıza hemen gelen yönetmeni, Wes Anderson’ı da bolca yad ediyor. Moonrise Kingdom’ı örnek göstererek, sarı, yeşil ve kahverengi tonlarının filmin genel atmosferi üzerine nasıl uygulandığını ve bir tema dengesi yaratıldığını filmden sahnelerle gösteriyor. Veya Grand Budapest Hotel’in uyumlu ve yumuşak tonlarının filmin duygusal yükünü hafiflettiğini söylüyor. Buna karşılık Amelie gibi filmlerde de, tam tersi, yani zıt renklerin aynı sahnelerde kullanılmasıyla oluşan dengeden bahsediyor. Tüm bunlar, izleyiciyi sahnelere odaklı tutmak amaçlı.

Fakat renkler üzerinden filmin hikayesini takip etme argümanı ise, iki ana teori üzerine kuruluyor: ilişkililik ve geçiş. Filmi takip ederken bir renk ve bir karakter (veya olay, atmosfer) arasında bulduğunuz bağlantıyı koparmadığınız sürece filmin geri kalanında da aynı ilişki halini gözlemleyebiliyorsunuz. We Need To Talk About Kevin’da kırmızının şiddet dolu veya şiddeti öngören sahnelerde rahatsız edici veya saklı şekillerde kullanılması, aynı şiddet kavramının The Godfather’da turuncu renkle ifade edilmesi gibi örnekler veriliyor. Aynı şekilde bir karakterle bağdaşmış rengin ani ve/veya geçişli değişimi de filmin akışı hakkında ipucu veren faktörlerden. Bu çoğunlukla karakterin kıyafetleri ile öne çıkabiliyor. Bertolucci’nin The Last Emperor’ının temasındaki ve ana karakterindeki film boyu gözlemlenebilir renk geçişi (kırmızı – turuncu – sarı – yeşil) aşama aşama gerçekleşirken, karakterin gelişimi de anlaşılabiliyor. Keza karakterler veya olaylarla ilintili renk değişimlerinin ve geçişlerinin ani olduğu durumlar ise, ani bir değişimin, tehdidin işareti olabiliyor.

Aşina ve hayran olduğunuz filmlerden oldukça tutarlı ve yerinde kesitlerle örnekler vererek sunumunu daha da güçlendiren Lewis Bond’un video makalesi, sinemaseverler için dikkatli bir izleme gerektiren bir fırsat. Hali hazırda izlediğiniz filmleri dahi bu lensten geçirerek incelediğinizde bambaşka hikayeler elde edebilir veya ilk izlediğiniz bir filmi bu tarz çıkarımlarla önden tahmin edebilirsiniz. Bir filmi bir rengin mümkün tonlarının sayısı kadar izleme yolu olmalı… 

Tags: Channel Criswell Lewis Bond Sinema Renkler Film

Yazar: Bilge Nur Yılmaz
Vote Forward Kazananı Belli Oldu
Happy Birthday Air Max!