XOXO The Book
XOXO The Mag

Aşık Oluyorum

Bundan tam iki ay önce, çok ama çok fena aşık oldum. Böğürmek istiyordum hayvanlar gibi kapısının altında.

Öykü: Işıl Eğrikavuk - Şubat 2017 

Fotoğraf: Christopher Burke

Rakı kadehleri taşsın, her aşk şarkısı bizim için söylensin, kemancıların başlarından paralar saçayım istiyordum. Cebimdeki bütün parayı onun sevdiği restoranlara, yemeklere, konserlere harcayayım, her istediğini alayım, herkes bize baksın, ‘İşte bu benim sevgilim!’ deyip ona sarılarak gerineyim istiyordum. Tek bir sorun vardı, ki onun sorunuydu bu -ben bunu hiç dert etmemiştim. O da benim kadın, onun da erkek oluşumuzdu.

Bu sorunu, yani onun sorun olarak atfettiği bu durumu, benim fark etmem ilk buluşmamızda oldu. Gelen hesabı ödemek için ikimiz de aynı anda davrandığında, “Aa olur mu ha sen ha ben, ne fark eder!” deyip eline vurarak cüzdanıma atladım. Bu da yetmiyormuş gibi garsona yüklü bir bahşiş bırakıp göz kırpmayı ihmal etmedim. ‘Yengenizin yanında beni mahçup etmeyin’ diyen orta yaşlı, kel ve göbekli bir adam çıkmıştı içimden bir anda. Aniden ayağa kalkıp sandalyemi çektim. Yetmedi, bir hamlede onunkini de çektim. ‘Hadi çıkalım buradan bir an önce’ dedi bi anda içimdeki keltoş. Elinden tuttum ve koşarak eve attım onu. O günden beri de beraberiz. 

İlk başlarda bu durumu çok umursamıyor gibi görünüyordu. Ta ki ayrı kaldığımız gecelerden birinde penceresinin altında belirdiğim ana kadar... Evet bir gece dayanamayıp penceresinin altına gittim, filmlerdeki gibi. Aslında fark edilmemek için tepeden tırnağa siyah giymiştim. Tam balkonunun altına çökmüş bekliyordum ki, birden, sigara içmek için üstümde belirdi. Gözlerindeki şaşkınlığı görmeliydiniz. Yaptığımın normal olmadığını anlatmaya çalışsa da, onun için yazdığım şiiri bağırarak okumaya başlayınca dayanamadı. Aşağıya koşup bana sarıldı. 

Sonraki günlerde aşkım giderek büyüdükçe, alter ego karakterim de büyümeye başladı. Önce yürürken elimi omzuna atıp ağırlığımı hafiften ona vermeye başladım. Aynı boyda olduğumuz için bu sorun olmuyordu, hatta topuklularımla ondan uzun olduğum için daha bile rahat yaslanıyordum. Metroya bindiğimizde onu en köşeye sıkıştırıyor, önüne dikilip gardımı alarak onu iyice çevreliyordum ki, kimseye bakamasın bile. Yürürken hafifçe belinden tutup onun o narin salınışlarına yön vermek hoşuma gidiyordu. Kendimi tam bir kadın gibi hissediyordum ki, işte o anlardan birinde bana hiç normal olmadığımı, tıpkı bir erkek gibi davrandığımı söyledi. Gururum fena halde incinmişti. Gene de ses etmedim, kafamı sağa sola salladım, hafifçe tıslayarak.

 

Ona hediyeler almak, sevdiği şeyleri yapmak hoşuma gidiyordu. Cep telefonu bozulduğunda ofisine kırmızı güller içinde bir telefon yolladım. Telefonun Ericsson’un tuşlu bir modeli olması dışında benim için gayet romantik bir davranıştı. Oysa ki o ofis arkadaşlarının kendisiyle alay ettiğini söyleyerek gözlerini devirmekle yetindi. Yılmadım, ‘Kadınlar neden ve nasıl sever?’ konulu bir kamu spotu yaptım onun için. Karlardan adını yazıp, yanında poz vererek cep telefonumla kendim çekmiştim. Beğenmedi. Bir şirketle anlaşarak gökyüzüne lazerle adımızı yazdırdım ve saat tam 12’de balkona çıkması için mesaj attım. Çıkmadı bile. Anlamalıydım, ama aşk gözümü öylesine kör etmişti ki beni sevmemesine ihtimal bile vermedim. 

Son çırpınışlarımı yapmaya hazırlandığım gün, aslında onun son hamlesini yapacağının farkında bile değildim. Birlikte sinemaya gitmiştik. Tabii film başlamadan perdeyi kiraladığımı ve ekranda beliren resmimizin altında kırmızı dev harflerle ‘Benimle sonsuza dek bu yolculuğa var mısın aşkım?’ yazısının çıkacağını o bilmiyordu. Popcorn ağzındayken yazıyla karşılaşınca o sevimliliğini görmeliydiniz. Heyecandan bayılacak gibi bir halde tuvalete koştu. Bu onu son görüşümdü.

Ara sıra romantizmin neresinin kötü olduğunu düşünmüyor değilim. Onu tüm kalbimle sevdiğimi göstermenin neresi tuhaf olabilir? Bence o da bunun farkında, sadece biraz naz yapıyor, o kadar. Şimdilik bu oyununu biraz sabrederek bekleyeceğim. Yeni arabamla evinin etrafında her gün turluyorum sadece, eminim o da bunun farkında.

 

Together, Louise Bourgeois, 2005, ©The Easton Foundation

 

Bilindik İsimler, Yeni Girişimler
Tuna’nın Oscar Yolculuğu