XOXO The Book
XOXO The Mag

Johanna Senyk

Johanna Senyk, hayata bakış açısı ve duruşuyla tipik bir Parizyen, en azından biz öyle olduğuna inanıyoruz, zira verdiği cevaplar sağlama yapar cinsten.

İşe, kendi markası Wanda Nylon tarafından baktığımızdaysa, bu stereotipik kadına entegre edilmiş klişeleri ortadan kaldırmaya çalışan bir tasarımcıyla karşı karşıyayız. Kararı size bırakıyoruz.

Röportaj: Utku Palamutçu - Aralık / Ocak 2017

Fotoğraf: Julia Champeau

Johanna, kaç yaşındasın?

34.

Peki kaç yaşında hissediyorsun?

Özellikle kendimi ait hissettiğim bir yaş aralığı yok. Doğum günümü asla kutlamam. Kaç yıldır bu dünyada var olduğum bir kenara, şu an içinde bulunduğum yaşı gerçekten bilmek istemiyorum. 

‘La Cool Parisian Attitude’ Wanda Nylon’ın mottosu. Bizim için bu mottonun içini doldurur musun? 

Parizyen bir kadın olarak, bu aslında benim için hayatın günlük akışını ifade ediyor, haliyle marka için de olağanüstü bir durumdan bahsetmiyoruz. Bu yüzden, aslında bu kavramın içini benim yerime sizin doldurmanız gerekiyor çünkü Parizyen bir kadının ya da erkeğin ayırt edebileceği değil, dışarıdan üçüncü bir gözün farkına varabileceği bir yaşam tarzını yaşatmaya çalışıyoruz. 

Hazır giyime ve kadınların gardırobuna hizmet eden bir koleksiyon hazırlamaya, Wanda Nylon’ın sadece yağmurluk tasarlayan bir marka olarak anılmasından mütevellit mi karar verdin? 

Özellikle ANDAM ödülü, LVMH adaylığı ve marka işbirlikleri sayesinde, başlangıçtaki yağmurluk konseptinden çıkıp başlı başına bir koleksiyon yaratmaya doğru ilerledim. Markanın tüketici üzerinde yarattığı algıyı değiştirmek için artık sadece hazır giyim üzerine çalışıyorum, hatta koleksiyonda aksesuar da dahil olmak üzere çok farklı tasarımlara yer veriyorum. Kullandığım materyallerin skalasını daha geniş tutarak, formları ve kalıpları kendime has bir yorumla şekillendirerek, markanın yeni dönemindeki temelini oluşturdum. Bu yüzden, izleyicinin ve tüketicinin kafasındaki marka algısını değiştirmek için yılda iki defa defile yapıyorum.

LVMH ödülünü kazanamadığın için üzüldün mü?

Ödüle aday olarak gösterilmek bile, LVMH dünyasına kendimi tanıtmak için büyük bir fırsattı. LVMH bünyesindeki büyük isimlerle ve diğer adaylarla fikir alıverişi yapmama olanak sağladı. Yapmaktan keyif aldığım bir işin, başkaları tarafından dikkate alınması ve bu duruma global bir kitlenin seyirci olması, benim için büyük bir gurur kaynağıydı. Bu yüzden, ödülü kazanamamış olmak, kaybetmiş olduğum anlamına gelmiyor.

Bir moda tasarımcısının, moda sektöründe tanınır hale gelmesi için, sektördeki otoriteler tarafından bir ödüle layık görülmeye ihtiyacı olduğunu gerçekten düşünüyor musun?

Tabii ki hayır. Ben bunu bir basamak olarak kullanmaktan yanayım. Düşünsenize; sektörde hayran olduğunuz, rol model olarak kabul ettiğiniz insanların, markanız aracılığıyla sizi ve haliyle işlerinizi beğendiğine tanıklık ediyorsunuz. Bu deneyim size, en ulaşılamaz dediğiniz hayallerinize bile ulaşmanızı sağlayacak enerjiyi veriyor ve karar alma süreçlerinde daha gözü kara olabilmenizi sağlıyor. En azından benim için böyle oldu.

Müşterinin zihninde yeniden şekillendirmek istediğin o kadından bahseder misin?

Bahsettiğimiz kadın, bağımsız, güçlü ve bu sıfatları kendine yakıştırmayı biliyor. Bu kadın kendi için giyiniyor, başkalarının memnuniyeti onun için ikinci planda. Ve bu bakış açısı gardırobuna da yansıyor. İşin özü şu; karakterli kadınları çok beğeniyorum. Hatta güzelliğin sağlam karakterle alakalı bir olgu olduğuna inanıyorum. Bu yüzden yaratmak istediğim ideal kadın bu denli keskin hatlara sahip.

Koleksiyonda kullanmayı tercih ettiğin lateks, naylon ve yün gibi materyalleri olması gerektiği gibi kullanmıyorsun.Neden?

Benim için yaratım süreci kumaş seçimi ile başlıyor. Herhangi bir tasarıma başlamadan önce, seçtiğim kumaşlara ve materyallere dokunup, onların yaratacağı hissiyatı algılamak, işimin en sevdiğim kısmı diyebilirim. Bu sayede, onları nasıl farklı bir yoruma tabi tutabileceğim üzerine kafa yoruyorum ve onların fonksiyonlarıyla oynuyorum. 

Aslına bakarsan, deri üzerine baskı yapmaya çalışmak, fonksiyonla oynamaktan ziyade sınırları zorlamak demek. Bugüne kadar yaptığın en sıradışı ve deneysel tasarım ne?

Spesifik parçalar yaratmak için otomobil endüstrisinden faydalandığım bir seri vardı. Arabaların koltuk kaplama kumaşlarını temin edip, bu materyalin temel alındığı bir koleksiyon hazırlamıştım. Yine başka bir koleksiyonda renkli vinil parçalar kestirip bunlardan örgü yapmıştım. Her ne kadar bu iki koleksiyon sıradışı olarak addedilse de, sonuç benim için yeterli değil. İlerisi için Fransız el işçiliğiyle teknolojik materyalleri karıştırmayı planlıyorum. İlkbahar-Yaz 2017 koleksiyonum için Maison Desrues ile yaptığımız işbirliği gibi, günlük bir stile bambaşka bir etki katabilecek farklı materyaller eklemek istiyorum. Ve samimiyetimle söylüyorum, en sıradışı tasarımımı görmediniz.

Sonbahar-Kış 2016 koleksiyonu, markanın bugüne kadar yapmış olduğun ikinci defilesiydi ve ilk koleksiyonlarına kıyasla siluetler daha feminen görünüyordu. Bu da değişim sürecinin bir parçası mı?

Kesinlikle. İç güdüleriyle çalışan bir tasarımcı olarak, malzeme ve tasarım üzerine enine boyuna düşünmüyorum. Aksine, bu süreçte daha duygusal davranıyorum, haliyle spontane gelişen şeyler benim için ön planda oluyor. Özellikle bu değişim sürecinde, yaratmak istediğim kadın ve onun günlük hayattaki duruşu üzerine odaklandığım için, feminenlik kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. 

Parayla aran nasıl?

İyi, çünkü iyi olmak zorunda. Moda sektörü 80’lerden beri çok gelişti, giderek büyümeye devam ediyor ve bu büyüme duracak gibi görünmüyor. Bu rekabet dolu sektörde var olabilmek için çok fonksiyonlu olmak gerekiyor ve ne yazık ki bu basamakların başında para yönetimi geliyor. 

V2K designers ile Türkiye pazarına giriş yaptın. Nasıl bir müşteri profili hayal ediyorsun? 

Müşteri profilinden ziyade markamın beğenilmesi ve tüketiciyi mutlu etmesi benim için daha önemli. Beni en çok mutlu edecek şey, günün birinde İstanbul’a geldiğimde, tasarımlarımdan birini giyen bir kadın ile karşılaşmak. 

Yıldızlarıyla Öne Çıkan 5 Film
Tacita Dean