XOXO The Book
XOXO The Mag

Yasuko Furuta

Yasuko Furuta, her ne kadar Toga Archives’ın hakettiği ilgiyi görmediğine inansa da, moda sektörünün önde gelen isimleri ona katılmıyor.

 Yasuko’nun elinden çıkan tasarımlar, Doğu ile Batı arasındaki sentezi, bu kavramın klişe yorumundan uzaklaşarak yaparken, zamanda yolculuk, kafa karışıklığı ve insanoğlunun basitliği, markayla birlikte geliyor. 

Röportaj: Utku Palamutçu - Aralık / Ocak 2017

Fotoğraf:  Toga Archives

Yasuko, başucu kitabının Zen Budizmi’ni anlatan bir kitap olduğunu söylemişsin. İçeriğin spiritüel tarafına mı odaklanıyorsun yoksa bu sadece bir ilham kaynağından mı ibaret?

Durum ikisiyle de alakalı değil. Son zamanlarda budizme karşı oldukça meraklıyım, hepsi bu.

Yohji Yamamoto ve Rei Kawakubo’dan sonra Japon moda endüstrisine en iyi şekilde hizmet eden moda tasarımcısı olarak anılıyorsun. Bu tespite katılıyor musun?

Bu iki isme, Japonya’dan harekete geçip Paris’te yarattıkları sansasyonel koleksiyonlardan ve gösterilerden dolayı büyük bir saygı duyuyorum. Şüphesiz, ikisi de kendi zamanlarının en büyük tasarımcılarından oldular. Öte yandan, moda geçmiş zamanlara kıyasla çok daha büyük bir endüstri haline geldi, haliyle biz bağımsız kalmanın yollarını ararken, global perakendenin devamlılığını sağlamak için çok daha fazla çalışıyoruz. Şahsen böyle bir endüstride kendimi hiçbir zaman belli bir jenerasyonun ya da bir milletin lideri olarak görmedim. Bu yüzden, bu yorumlara katıldığımı ya da karşı çıktığımı söylemek ne kadar doğru olur, emin değilim.

Kostüm tasarımcısı olarak çalışırken, seni podyumda hazır giyim koleksiyonu sergilemeye iten şey ne oldu?

O zamanlar benzeri olmayan ürünler tasarlamaya çalışıyordum. Amacım, hazırladığım kostümü gören insanların, ilk bakışta ondan büyülenmeleriydi. Bu hedef doğrultusunda çalışırken, benzer bir etkiyi, daha geniş bir pazar üzerinde yaratabileceğimi ve aslında bunu yapmak istediğimi fark ettim. Kostüm tasarımına kıyasla daha kompleks ve modern formları benimseyerek, daha geniş bir kesime satış yaparak, uluslararası alanda adımı duyurmak yeni hedefim oldu. Haliyle, temelini bizzat benim attığım bir marka, bu noktada en iyi çözümdü.

Tasarladığın en saçma kostümü ve bunu kimin giydiğini hatırlıyor musun?

O kadar komik ve saçma şeyler tasarladım ki, içlerinden hangisi en saçma olarak adlandırılma mertebesine erişti hatırlamıyorum bile.

Önceki kariyerinden mütevellit, Toga Archives için tasarladığın bir hazır giyim parçasının, kostüm gibi göründüğünü hissettiğin oluyor mu?

Hayır. Bir kere her şeyden önce kostüm ve hazır giyim arasında dağlar kadar fark var. Her ne kadar moda sektörü özellikle son zamanlarda bu ikisini birbirine karıştırmış olsa da, ben önceki deneyimlerinden faydalanarak, Toga Archives’da tasarladığımız parçaların her gün giyilebilecek parçalar olarak görünmesine özen gösteriyorum.

Markayı kurduğun günden bugüne 19 yıl geçti. Bu süreçte, markanın gerçekten hakettiği değeri gördüğüne ne zaman inandın?

Bir kere 19 yıl boyunca sevdiğim işi yapmış olmak gerçekten mucize gibi bir şey, şu anda bunu tekrar fark ediyorum. Buna rağmen henüz hakettiğimiz ilgiyi gördüğümüze inanmıyorum. Hala markayı, üretimi ve kaliteyi daha ileriye taşımak için çalışıyorum. Tabii geçen 19 yıl içerisinde ekiple, kumaş üreticileriyle, üretimi gerçekleştiren fabrikalarla, uzun lafın kısası modanın dişlileriyle yakın ilişkiler kurduğumun bilincindeyim. Uzun süreli ve sağlam ilişkiler sayesinde, moda sektörü için olmazsa olmaz isimlerin arkamda olduğunu biliyorum ve bu sayede markanın 20. yıldönümünde daha çok çalışıp, tüm gözleri üzerimize çevireceğimizden eminim.

Aslına bakılırsa, moda sektörü yüzünü Doğu’ya çevirdiğinde Toga Archives, gözden kaçması neredeyse imkansız bir marka...

Şahsen kimsenin yüzünü Doğu’ya çevirdiğine falan inanmıyorum. Oryantalizm ve Japon kültürüne olan ilgi bence basit bir emperyal plandan ibaret. Bu yüzden, eğer Toga Archives hakettiği ilgiyi bu sayede alacaksa, almasın daha iyi. Öte yandan, şunu da eklemeliyim, modanın her zaman çokkültürlü bir duruşu olmasından yanayım, ama bu şekilde değil.

Bu yüzden mi Japon kalıplarında kesilmiş Western desenlerinden oluşan koleksiyonların var?

Aslında bu iki kültürü bir araya getirme sebebim çok başka. Bu kombinasyonu yaparken önce 60’lardan ilham alıyorum çünkü bu dönemde kullanılan kumaşlar ve materyaller, seri üretime geçilmeden hemen önce, farklı dokuları bir araya getiriyordu. Buna ek olarak, 50’lerden etkileniyorum çünkü o dönemde, seri üretim hız kazanmış olsa da, el işçiliğine önem veriliyordu. Bu yüzden Batı ve Doğu arasındaki bağlantıyı işlemeler, zımbalar, püsküller ve tabii ki kendi kültürümle kuruyorum.

Özetle, vintage ürünlerden ilham alıyorsun ama tasarladığın her şey, bu eski ürünlerin yeni, farklı ve modern birer replikası niteliğinde oluyor. Geçmişe neden bu kadar çok özlem duyuyorsun?

Vintage ürünlere sadece nostaljik bir algı yarattıkları için değil, aslında yeni birer önerme olarak nitelendirilebilecekleri için ilgi duyuyorum. Bahsettiğimiz vintage ürünlerin pek çoğu, seri üretim bantlarından çıkan ürünlerin çıkış noktasını oluşturan fikirleri barındırıyor ve bu bantlara hükmeden robotlar yerine, işin ehli sanatçılar tarafından üretiliyor. Günün birinde Toga Archives’ın eski koleksiyonlarının vintage olarak değerlendirileceğini ve bu ürünü bulan insanın yüzünü güldüreceğini umuyorum.

Neden insanları ilham kaynağın olarak görmekten imtina ediyorsun?

Çünkü insan, üzerine fantezi kurmak, merak etmek ve etkileşime geçmek için fazla açık ve basit bir yaratık.

Koleksiyonlarında fazlasıyla minimal, neredeyse hiçbir detayı olmayan pembe bir kabana da rastlayabiliyoruz, örgü detayları olan, formu oldukça geniş, transparan, A kesim bir eteğe de... Sadece bizim mi kafamız karıştı yoksa senin için de aynı şey geçerli mi?

Ah, tam da yaratmak istediğim şeyden bahsediyorsun; kafa karışıklığı. Farklı detayları yörüngeme sokup bunları tek bir potada eritmeyi çok seviyorum. Bu, yaptığım işi çok daha gizemli kılıyor. Haliyle, daha çok merak edilen ve ilgi çeken bir marka yaratıyorum. Bir yandan her şeyi açık açık anlatırken, öte yandan madalyonun öteki tarafını gizliyorum; transparan bir eteği kalın örgülerden oluşan bir kazakla eşleştirmek gibi...

Neden erkek giyim koleksiyonunu sergilemek için defile yapmayı tercih etmiyorsun?

Gerçekten hiç bilmiyorum. Bunun üzerine daha az yorgun olduğum bir günde düşünmem lazım.

Japonya’dan ayrılıp Paris’e gitmediğini ve eğitimini orada tamamlamadığını hayal et. Toga Archives nasıl bir marka olurdu?

Sıradan. 

Neden?

Çünkü Japon bir tasarımcı olarak, Batı Avrupa’nın yarattığı seksilik ve güzellik algısını, mimarisini ve estetik kaygısını kendi süzgecimden geçirme fırsatını Paris’te buldum. 

Günün birinde emekli olmaya karar verip, markayı başka birine emanet etme gibi bir düşüncen var mı?

Neden olmasın? Zaten çok yorulmuş olacağım ve işi başkasına teslim edip, olan biteni uzaktan seyredeceğim. Bu ihtimal kulağa hiç fena gelmiyor.

Dilara Fındıkoğlu
Brodka