XOXO The Book
XOXO The Mag

Edwina Sponza

"Orijinal; kendi olan, kendi özünü yansıtabilendir. Fikir ve hareketlerinde kendin olmaktan daha orijinal bir şey var mı?"

Sadelikten bahsederken, seçilenlerden ziyade reddedilenlere odaklanmak gerek. Stil sahibi olmak da yine benzer bir elemeyi beraberinde getiriyor. IWC Originals’ın bu ayki konuğu Edwina Sponza, tüm bu yalın olma durumunun dışında donanımlı bir özgeçmişe, aileden miras bir keyif kültürüne, değişimi yadırgamayan bir disiplin duygusuna sahip. Zamanla olan ilişkisini ise kariyeri sayesinde yeniden tasarlıyor. 

Röportaj: Can Mısırlı

Fotoğraflar: Gökhan Polat

Edwina Sponza IWC Pilot’s Watch Automatic 36 takıyor.

Can sıkıntısı ve yaratıcılık arasında nasıl bir ilişki var?

Can sıkıntısı, insana vakit kazandıran bir şey. Kendine dönüp, kendi kendini dinleyebildiğin, yalnız kaldığın... Bu tür zamanlarda, zihnin açılıyor ve tam anlamıyla içi doldurulacak bir boşluk yakalıyorsun. Belki yapamadığın, aklında olan ama bir türlü hayata geçiremediğin şeyler bir anda ortaya çıkıyor. Benzer bir zihin açıklığı yogada da yaşanıyor. 

Bu zihin açıklığından orijinalliğe nasıl bir yol gidiyor?

Orijinal; kendi olan, kendi özünü yansıtabilendir. Fikir ve hareketlerinde kendin olmaktan daha orijinal bir şey var mı?

Kariyer bir hedef mi yoksa yolculuğun kendisi mi?

Kariyer bir yolculuk bence, yani uzun soluklu bir şey. Mesela ben psikoloji okudum ve benim dönemimde reklam çok patlıyordu. O sıralar şimdiki gibi çok dijital bir dönem de değildi, daha çok, insanların bilfiil içinde olduğu, onların etrafında dönen bir sektördü. Çok ilgimi çekmişti, ben de sekiz yıl kadar reklam sektöründe çalıştım. Ama sonra başka şeyler oldu; evlendim, şimdi de yoga hocalığı yapıyorum. Bu yüzden, kendi hayatıma bakarak rahatlıkla kariyerin hedeften çok bir yolculuk olduğunu söyleyebilirim.

Tüm kariyer yolculuğunuz insana kalite, keyif ve iyilik sunmak üzerine kurulu duraklardan oluşuyor. Kariyeriniz boyunca bir nevi ev sahipliği yaptığınızı söyleyebilir miyiz?

Evet. Benim yaptığım her şeyde; verdiğim dersler olsun, yemekler olsun hep öğretici değil de, sahiplenici bir durumum vardır. Çocuklarımla da aynı durumu yaşıyorum hatta. Yani hakkını vermek çok klişe gelecek belki ama yaptığım şeylere her zaman özenirim diyebilirim. 

Mimozalar ve Lor Peyniri bir yemek kitabı değil, peki ne kitabı?

Yaklaşık 20 yıldır her Noel yaptığım bir yemek vardır. Hep aynı insanları çağırırım, aynı yemekler yenir. Böyle bir geleneğim var. Bu kitap da, bunların etrafında dönen bir proje olacaktı ve onu gelecek seneki Noel’de arkadaşlarıma hediye edecektim. Fakat işin içine sanat yönetmeni, editör ve fotoğrafçı girince her şey hem güzelleşti hem de büyüdü. ‘Insta’ hikayelerden oluşan, yemeğin içinde olduğu, benim ve arkadaşlarımın tarifleri etrafında toplanan bir yaşam kitabı ortaya çıktı. Ben, onu böyle tarif ediyorum. Asıl fikir yemek yapmak değildi, umarım okuyanlar bu özü alabilmiştir. 

Kadınların renkli ve dominant olduğu bir aileden geliyorsunuz, bu durum sizin hayatla kurduğunuz dengeyi nasıl etkiledi?

Anneannem bana çok bakmıştır. Annemse tipik, şarabını içip günde iki kitap okuyan, kasımda bile denize giren, şekerli bir şey yemeyen, kendi ayakları üzerinde duran bir Fransız kadınıdır. Üzerimde bu kadınların etkisi kesinlikle var. Tabii ki bu yaşadığımız dönemle de değişiyor ama ben hala bu etkiyi ve mirası içimde barındırdığımı düşünüyorum. 

Zamanı nasıl algılıyorsunuz?

Zaman kavramı yoga dersleri vermeye başladığımdan beri benim için çok değişik bir hal aldı. Değişik derken zamanın başka bir şeklini gördüm. Biz yoga derslerinde genelde beş nefes alıp veririz. Beş nefes nedir ki, değil mi? Ama gelin görün ki o beş nefes bazı öğrencilere çok uzun geliyor. Zamanı nasıl algıladığımız, onun zihnimizdeki yeri çok önemli. Mesela ben 30 dakika koşuyorum ve bazen ‘bir dakika daha koşsam altı km olacak’ deyip, bir dakika daha koşmaya çalışıyorum. Fakat o bir dakika bile bazen çok geliyor. Bu da bana zamanın zihnimizde olduğunu ve zihnin bedenden çok daha çabuk pes ettiğini hatırlatıyor. 

Yogadan sonra kendinize ayırdığınız zaman dilimi arttı mı?

Evet, yoganın bana öğrettiği en önemli şey, kendime ait bir zaman olması gerektiğiydi. Çünkü bir buçuk saatlik yoga zamanım dışında, sırf kendimle olduğum başka hiçbir şey yapamıyorum. Kendimi ifade ettiğim, kendimle başbaşa olduğum başka bir aktivitem yok. Evet, her sabah koşuyorum ama koşarken bile o zamanı tam olarak kendime ayıramıyorum. Oysa bunu yapmak bir lüks değil, bir gereklilik. 

Boş vakitten ne anlıyorsunuz?

Benim yaklaşık onbeş dakika boyunca, hiçbir şey yapmadan durmalarım vardır. İşte boş vakit denilen şey aslında budur. 

Disiplin, hayatınızda önemli bir yer tutuyor. Ona sahip olmayan bir insana neler kaçırdığını anlatmak için ne söylerdiniz?

İlk önce bunu kendisi için yapmasını söylerdim. Disiplinli ve organize olmak bir insanın öncelikleri arasında olmalı, yani ilerlemek ve günü bitirmek adına da aynı şeyi söyleyebilirim. O gün bir şeyi aksatırsan biriktirdiklerin zincirleme bir felakete ya da en azından can sıkıntısına dönüşebilir. Disiplinli olmak kendini toplamak adına yine kişinin kendisi tarafından şart koşulmalı. Yoksa tembelliği kim istemez ki?

Sadelik ve yaşam kalitesi arasında bir bağ kuruyor musunuz?

Yaşam kalitesi benim için, o sırada ne yapıyorsan iyi ve değerini bilerek yapmak anlamına geliyor. Çok şey yapmak falan da değil, ne yapıyorsan onu düzgün ve özenerek yapmak. Sadelikse başka bir şey, benim için şarttır, bir kriterdir. İkisini birbirine bağlamıyorum ama onlarsız olamayacağımı biliyorum. 

Çocukluğunuzda, sıradan bir günde saat 15:00. Neredesiniz, ne yapıyorsunuz, ne hissediyorsunuz?

Ben İtalyan okulunda okudum. Saat üçte okuldayız. İtalyan okullarında çay saati değil de, onun gibi bir keyif molası vardır, masada her zaman ekmek ve harika bir erik reçeli olur. Bizim akşamüstlerimiz hep öyle, keyifli geçerdi. ‘Dolce vita’yı okulda, yaşayarak öğrendim sanırım. 

Kolunuzdaki IWC saate nasıl bir mücevher eşlik ediyor? 

Her gün saat takarım ve genelde, özellikle de yazın koluma çok ıvır zıvır takarım. Bu saate de yine farklı bilezikler eşlik ediyor.

November 2016 Cover Guest
Iza Goulart