XOXO The Book
XOXO The Mag

Force Majeure, 2017 (detay)
Pleksiglas, alüminyum, agar, bakteri, soğutma sistemi, LED ışıklar, cam, epoksi reçine, toz boya kaplı paslanmaz çelik, ampul, dijital saatler, silikon, ve ipek çiçekler. Sanatçının ve 47 Canal, New York izniyle. Fotoğraf: David Heald © Solomon R. Guggenheim Foundation

Duyuların Biyopolitikası

Sanatçı Anicka Yi, belki de çoğunlukla duyularıyla ve duygularıyla yaşayan varlıklar olduğumuz için, başlıktaki sözlerle tanımladığı işlerini ‘hissetmemizi’ istiyor.

Bu yıl 20’inci kez verilen HUGO BOSS Prize (2016) jürisi, işlerinin içerdiği yoğun duyguları ve anlatımı hissettirerek ve bazen de rahatsız ederek aktarmayla uğraşan sanatçı Anicka Yi’yi ödüle layık gördü. Yi aslında içinde bulunduğumuz çağın ruhunu yansıtması ve sanatçıların yine bu çağda sanat üretimi konusunda kullandıkları araçları ve malzemeleri nasıl çeşitlendirebileceklerine dair harika bir örnek. Sanatçının bugün (21 Nisan) Solomun R. Guggenheim New York’ta açılacak Katherine Brinson küratörlüğündeki Life is Cheap isimli sergisi de sanatçının neden bu ödülün hakkını verdiğini gözler önüne serecek cinsten.

Yi özellikle kokulara karşı zaafı olduğunu saklamıyor. Mikroorganik formlar, data koleksiyonculuğu, duyusal algı gbi alanlarda işler veren sanatçının bu sergisi de insan psikolojisi ve toplum işçiliği açısından kayda değer. İzleyici galerinin girişinde önce bir koku enstalasyonuyla (holding pen) karşılaşıyor. Asyalı Amerikalı kadınlardan ve 'marangzo karınca' isimli bir karınca türünden toplanan kokuların bir karşımı olan bu kokunun ismi Immigrant Caucus.

Ana salonda ise karşılıklı iki diyorama izleyiciye sunuluyor: Force Majeure ve Lifestyle Wars. Adli kimyagerler ve moleküler biyologlar bu iki enstalasyonun gerçekleşmesinde Yi’ye yardım etmiş. Manhattan’daki Chinatown ve Koreatown’dan topladığı bakteri suşlarının oluşturduğu canlı enstalasyona hemen karşısında bir karınca kolonisi eşlik ediyor. Karıncalara da girişte ziyaretçilerin algılaması için sıkılan Immigrant Caucus kokusu düzenli olarak veriliyor. Şüphesiz Anick Yi’nin işleri en başta da dediğimiz gibi bu çağın her türlü bilim, teknik, kültürel ve duygusal gelişmelerine odaklanıyor ve bunları aktarış biçimi açısından eşsiz. 

Aktarım açısından kullanılan malzemelerin veya araçların yarattığı şok etkisini artırmak üzere teknolojiden ve bilimin sunduğu imkanlardan yararlanan pekçok sanatçı, aslında bu dönemin dünya algısına dikkat çekiyor. Tıpkı çağdaşı Jordon Wolfson gibi. Wolfson da algoritmalar kullanarak sonsuz devinim halinde bıraktığı kinetik heykelleriyle sarsıcı enstalasyonlara imza atıyor. Hatta bir tanesi bu pazar gününe dek (23 Nisan) Amsterdam Stedelijk Müzesi’nde görülebilir.