XOXO The Book
XOXO The Mag

17.31

Berlin’de Kelebek Etkisi

Tiyatro, barış için kelebek etkisi yaratabilir diyen Türkiye’nin sayılı iyi yazarlarından Ebru Nihan Celkan, Maxim Gorki Theatre’ın Parça Parça Savaş projesinde Türkiye’yi temsil edecek.

İzlediğim her oyunu bir şekilde aklımda kalabilen nadir oyun yazarlarından Ebru Nihan Celkan. Tilt, 17.31, Tetikçi, Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi, Nerde Kalmıştık?, Evim! Güzel Evim!, Babil gibi Türkiye’nin güncel ve tartışılması zor konularını merkeze alan oyunlarıyla tanınan oyun yazarı Celkan, şimdilerde güzel bir haberle karşımızda.

Almanya’nın en önemli tiyatrolarından Maxim Gorki Theatre Berlin’in Krieg im Frieden – Parça Parça Savaş projesi için dünya genelinden seçilen dört oyun yazarından biri olan Celkan ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Maxim Gorki Theatre projesinden biraz bahseder misin?

Proje Maxim Gorki Theatre Studio R ve NIDS (Neus Institut Für Dramatisches Schreiben) ortak projesi. Proje bir yıla yayılıyor. İlk etabı bu ay Berlin’de Literarische Colloquium’da gerçekleşecek. Bir ay süresince diğer üç yazarla beraber, savaş, barış ve parçaları üzerine konuşuyor, düşünüyor, çalışıyor ve yazıyor olacağız. Diğer yazarlar Sivan Ben Yishai, Anastasya Kosodyi ve Mehdi Moradpour. Bu bir yıla yayılan sürecin ikinci aşamasında ise birbirimizin ülkesine gideceğiz. Son süreçte ise Maxim Gorki Theatre, ortaya çıkan metinleri değerlendirecek.

Bu projeye nasıl dahil oldun, süreci anlatır mısın?

Goethe-Institut İstanbul Kültür bölümünden bir telefon geldi. Bir süredir oyunlarımı takip ettiklerini ve bir proje için değerlendirme sürecinin sonuna geldiklerini söylediler. Proje değerlendirmesinin sonunda Türkiye’den oyun yazarı olarak projeye beni dahil etmek istediklerini belirttiler. İkinci aşamada ise Gorki Theatre Studio R direktörü, projeyle ve süreçle ilgili bilgi vermek üzere benimle direkt irtibata geçti. İlk duyduğum anda da heyecanlanmıştım, lakin daha detaylı bilgi aldıkça projeyle ilgili heyecanım ve isteğim arttı. Ben de sürece dahil olmayı kabul ettim.

Proje bu sene Parça Parça Savaş başlığını taşıyor. Bu başlık hem çok güçlü hem de çok zor; özellikle yaşadığımız dönemde. Sen bu başlıkla ilgili neler düşünüyorsun?

Başlık ve taşıdığı anlam, projeye dahil olmamda çok önemli oldu. Savaş, yazdığım oyunların kimi zaman merkezinde kimi zaman çeperinde yer aldı, alıyor. Kendi çalışmalarımda büyük savaşlara giden yolun, hane içinde başladığını gördüm. Savaş insanlığı parça parça eden bu haliyle insanlık düşmanı bir durum ve yapısı itibariyle parça parça hayatımızın girebildiği her alanına nüfuz eden bir ruh hali, davranış biçimi. Bugün deneyimlediğimiz savaşın dünyası, büyük, içi boş nutukların, kısıtlı kelimelerin, monologların, propagandanın arenası. Bu dünyaya en nitelikli alternatifleri bulabileceğimiz, yaratabileceğimiz yerlerden biri oyun metinleri ve tiyatro. Diğer taraftan içten dışa bir yol takip edersem, kendimle savaş, yanımdakiyle savaş, bedenimle savaş, kimliğimle savaş, ailemle savaş, diğeriyle savaş, vatanımda savaş, yaşadığım coğrafyada savaş... İçten dışa veya dıştan içe. Mikrodan makroya – makrodan mikroya, parça parça savaş... Henüz tartışmayı derinleştiremediğimiz birçok yüzü ve etki alanını tahayyül edemediğimiz bir genişliği var. Öte yandan dil, gelenek, etnisite, cinsel kimlik, inanç farklılıklarımıza rağmen, savaşın üzerimizde yarattığı etki bakımından benzer duyguları deneyimlediğimiz insanlar var. Bu ‘diğer’ parçalara yani az duyulan seslere, inceliklere, bir türlü dikkat kesilmeye fırsatımız olmayan oysa üzerine düşünsek çoğaltmanın mümkün olduğu müştereklerimize bakmak istiyorum. Gittikçe nobranlaşan, sesi kalın ve yüksek, kelimeleri kıt, öfkesi bol dünya için başka mümkünlüklerin kapısını aralamanın yolunu bulmalıyız.  Kelebek etkisinin yaşadığımız dünya için daha kıymetli bir hale geldiğini düşünüyorum. Tiyatro, kelebek etkisini yaratabilecek alanlardan biri olabilir.

Bu proje dışında şu aralar neler yapıyorsun, yakında neler var bahseder misin?

Bu sene, iki yıldır düzenli olarak sürdürdüğüm Notos Oyun İçin Yaz! Atölyesi’nde Çiyil Kurtuluş’un yazdığı Biraz Sen Biraz Ben oyununu Kadıköy Emek Tiyatrosu ile ortak prodüksiyonla sahneye taşıdık. Hayatın olağan akışında yan yana gelmesi çok mümkün olmayan kadın karakterlerin bir araya geldiği dostluğun, arkadaşlığın ve kadın dayanışmasının merkezde olduğu oyunda Ayça Damgacı, Nuri Harun Ateş ve Yeliz Demir yer aldılar ve çok iyi bir sezonu geride bıraktık. Bu oyunumuzla öncelikle İzmir olmak üzere birkaç turne planımız var. Gelecek sezon oyun devam edecek. Geçen sene yazdığım ama sahnelemediğimiz Uzaydan Gelen Prens adında bir oyunum var. Bu oyunu farklı tiyatro gruplarıyla değerlendiriyorum. İki de yeni oyun üzerinde çalışıyorum. Bunlardan bir tanesi iki kadın oyuncu için hazırladığım özel bir proje. Diğeri ise buluT için yapmayı düşündüğümüz prodüksiyon. Hepsini tek bir sezonda hayata geçirebilir miyim bilmiyorum, lakin üretmeye devam etme iradesi ve umut yerli yerinde.

Tags: Ebru Nihan Celkan
Yazar: Nihan Bora